"Rüşvet ve örgüt iddialarının tamamı iftiradır"

TAKİP ET

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, yargılandığı davanın duruşmasında iddianamede yer alan rüşvet, suç örgütü ve para transferlerine ilişkin iddiaları tek tek yanıtladı. Bozbey, "Örgüt yöneticisi ya da üyesi olduğum yönündeki tüm suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Bunların tamamı iftiradan ibarettir" dedi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kamuoyunun yakından takip ettiği davanın duruşmasında savunmasına devam ederek, iddianamede yer alan para hareketleri, aile şirketleri, Nilvak, ticari faaliyetleri ve "suç örgütü" iddialarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Hakkındaki tüm suçlamaları reddeden Bozbey, belediye başkanlığı görevinin dışında inşaat yüksek mühendisi olduğunu ve ticari faaliyet yürütmesinin suç olarak gösterilemeyeceğini savundu.

Mahkemede yaptığı savunmada iddianamede eşi Seden Bozbey'in banka hesaplarındaki para hareketlerinin suç unsuru gibi gösterilmeye çalışıldığını belirten Mustafa Bozbey, bu işlemlerin aile şirketlerinin faaliyetlerinden kaynaklandığını söyledi.

1999 yılı öncesinde de uzun yıllar müteahhitlik yaptığını hatırlatan Bozbey, ailelerinin önemli miktarda taşınmazı bulunduğunu, yıllar içinde bu gayrimenkullerin satış ve takas yoluyla değerlendirildiğini ifade etti.

Bozbey, "Bana isnat edilmeye çalışılan rüşvet, suç örgütü ve benzeri suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Bunların tamamı iftiradan, dedikodudan ve suç oluşturma çabasından ibarettir" dedi.

Savunmasında Nilvak'ın kuruluş amacı ve faaliyetlerine de değinen Bozbey, vakfın eğitim gören öğrencilere, ihtiyaç sahibi vatandaşlara ve gençlere destek olmak amacıyla kurulduğunu belirtti. Vakfın düzenli olarak denetlendiğini ifade eden Bozbey, bugüne kadar yaklaşık 2 bin öğrenciye burs verildiğini, kreş, rehabilitasyon merkezi, özel okul ve oto pazarı işletmeciliği gibi faaliyetlerin de vakfa bağlı şirketler aracılığıyla yürütüldüğünü anlattı.

İddianamede yer alan para transferlerine ilişkin de açıklama yapan Bozbey, okul inşaatı için kullanılan banka kredisinin yüklenici firma üzerinden yürütüldüğünü, muhasebe kayıtlarının öneri doğrultusunda eşi Seden Bozbey'in hesabı üzerinden gerçekleştirildiğini söyledi. Hesaplara gelen tüm paraların şirket faaliyetlerinde kullanıldığını belirten Bozbey, personel maaşları, SGK primleri ve vergilerin bu hesaplardan ödendiğini dile getirerek, tüm işlemlerin resmi kayıtlarda yer aldığını savundu.

Ticari faaliyetlerinin de suç gibi gösterildiğini öne süren Bozbey, belediye başkanlığının geçici bir kamu görevi olduğunu, asıl mesleğinin ise inşaat yüksek mühendisliği olduğunu söyledi.

"Belediye başkanlığından sonra hiç mi çalışmayacaktım? Sadece emekli maaşıyla mı yaşayacaktım?" ifadelerini kullanan Bozbey, bir şirkete ortak olmanın, mühendislik ya da müteahhitlik yapmanın suç olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.

Savunmasının önemli bölümünü "suç örgütü" iddiasına ayıran Bozbey, "Ben örgüt suçlamasını da, suç örgütü yöneticisi ya da üyesi olduğum yönündeki bütün iddiaları da kesinlikle kabul etmiyorum. Yüzü aşkın gündür cezaevindeyim. Kendi kendime 'Ben hangi örgütün yöneticisi olmuşum?' diye defalarca sordum. Kime baskı kurmuşum, kimi tehdit etmişim? Böyle bir şey hiç yaşanmadı" diye konuştu.

İddianamede delil olarak gösterilen 2009 yılına ait koordinatör başkan yardımcılığı görevlendirmesinin tamamen belediye hizmetlerinde koordinasyonu sağlamak amacıyla yapıldığını ifade eden Bozbey, bu görevlendirmenin Belediye Kanunu'nun verdiği yetkiye dayanılarak gerçekleştirildiğini ve "örgütsel yapılanma" olarak değerlendirilmesinin hukuken doğru olmadığını savundu.

Savunmasında Nilüfer Belediyesi dönemindeki kentsel dönüşüm çalışmalarına da değinen Bozbey, deprem gerçeğini dikkate alarak yapı güvenliği konusunda meslek odalarıyla ortak çalışmalar yürüttüklerini, imar yoğunluğunu artırmadan dönüşüm yapılmasını savunduklarını söyledi.

Dosyada yer alan 30 ayrı olaya tek tek cevap vereceğini belirten Bozbey, ilk olay kapsamında adı geçen iş insanı Emin Adanur'un iddialarını da reddetti. Adanur'un belediyeden ihalesiz iş talep ettiğini, bunu kabul etmeyince kendisini tehdit ettiğini öne süren Bozbey, "Hakkımdaki iddiaların tamamı husumetten kaynaklanmaktadır. İftiraları nedeniyle hukuki süreç başlattık ve mahkûmiyet kararları verildi" dedi.

Bozbey ayrıca iddianamede adı geçen Hüseyin Arslan isimli kişiyi tanımadığını belirterek, bu kişiye ilişkin beyanların da gerçeği yansıtmadığını savundu. HTS kayıtlarının da suç delili olarak yorumlanmasına tepki gösteren Bozbey, telefon görüşmelerinin tek başına suç isnadı oluşturamayacağını ifade etti.

Savunmasının bu bölümünü tamamlayan Bozbey, iddianamede yer alan tüm rüşvet, suç örgütü ve usulsüzlük iddialarını reddederek, dosyadaki değerlendirmelerin somut delillere değil varsayımlara dayandığını öne sürdü.

Kaynak: Nöbetçi Gazete