İnançla, azimle ve emekle çalışarak her cümlesi bilgi, tecrübe ve alın teriyle yazılmış tarihi bir başarı hikâyesine dönüştü. 32 yıllık bu mücadelenin her aşaması, aslında ülkemizde eser ve hizmet siyasetinin hangi engeller aşılarca yürütüldüğünün de hikâyesidir.
Hatırlarsanız, Türksat 3A uydusunu 2008 yılında uzaya fırlattığımızda birileri, hep yaptıkları gibi mütekebbir bir edayla yine bize sataşmışlardı. Projeyi küçümseyerek, projede eksik, hata ve kusur arayarak aslında nasıl bir zihin dünyasına sahip olduklarını da göstermişlerdi.O dönem eleştirilen uydumuz, yıllardır ülkemize hizmet veriyor. Uydu alanında yakaladığımız ivmeyi 2008'den sonra da devam ettirdik. Türksat 4A 2014'te, Türksat 4B ise 2015 yılında uzaydaki yerini aldı. 2021 yılında Türksat 5A ve Türksat 5B'yi fırlatarak aynı yıl içinde uzaya iki uydu gönderebilen nadir ülkeler arasına adımızı yazdırdık. Geçen sene ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat 6A'yı hizmete aldık. Türksat 6A ile birlikte haberleşme uydularımızın sayısı altıya, uzaydaki uydularımızın toplam mevcudu ise 10'a yükselmiş oldu. Göktürk 1 ve 2 uydularımızla ülkemizin uzaydan yer gözlem ve keşif yeteneklerini artırdık. Üç sene önce uzaya gönderdiğimiz İMECE uydusuyla görüntü çözünürlüğü, haberleşme hızı ve manevra kabiliyeti açısından yeni bir eşik açtık. Çevremizdeki hadiselere baktığımızda şunu çok net görebiliyoruz."KENDİ UYDUSUNU ÜRETEBİLEN 11 ÜLKEDEN BİRİYİZ"İçinde bulunduğumuz çağın öne çıkan karakteri enformasyondur, bilgidir. İstisnasız tüm devletler, enformasyon çağına adapte olabilmek için yoğun bir rekabet içindedir. Sadece devletler değil, büyük şirketler de bu alanda söz sahibi olmaya çalışmaktadır. Devletler ve şirketler arasındaki yarışın kıyasıya yaşandığı alanların başında ise uydu teknolojileri bulunmaktadır. Türkiye olarak hak ettiğimiz yeri almanın gayretindeyiz. Şu an kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biriyiz. Farklı ihtiyaçlarımızı giderecek olan İMECE-2 ve İMECE-3 uydularımız ile Göktürk-Y ve Göktürk-3'ün çalışmaları devam ediyor. Türksat 7A projemiz, ülkemizin dijital egemenliğini daha da güçlendirecek ve güvenli haberleşme altyapımızı tahkim edecektir. Şurası bir gerçek ki uydu teknolojileri, ülkelerin güç bileşenlerinde çarpan etkisine sahiptir. İstihbarattan iletişime, savunma sanayiinden haritalamaya kadar pek çok alanda uydular stratejik rol oynamaktadır. "Uzayda izi olanın dünyada sözü olur" düsturuyla hareket eden Türkiye için uydu yeteneklerini geliştirmek, tercihten öte bir zorunluluktur. Her ne kadar ufukları burunlarının dibinden öteye geçmeyenler bizim ne yaptığımızı, nasıl bir vizyonla hareket ettiğimizi anlamasalar da biz doğru bildiğimiz yolda sağlam adımlarla yürümeye devam edeceğiz."İSTANBUL'U KADERİNE TERK ETMİYORUZ"Türkiye'nin gelecek çeyrek asrına, hatta yarım asrına mühür vuracak projelerin hazırlıklarını yürütürken hizmet ve eser siyasetimizi de sürdürüyoruz. Son kabine toplantımızdan bu yana Türkiye'nin ve şehirlerimizin kazanç hanesine yeni yatırımlar eklemenin kıvancını yaşadık. Sultan Fatih'in emaneti aziz İstanbul'u kaderine terk etmiyoruz. İşe geç kalmamak için insanların arabalarında uyumak zorunda bırakıldığı İstanbul'un ulaşım altyapısını geliştirmeye devam ediyoruz. 16 istasyon ve 69 kilometre uzunluğa sahip Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Halkalı Metro Projesi bunlardan biridir. 19 Haziran'da resmî açılışını yaptığımız Halkalı-Arnavutköy kesimiyle bu önemli projeyi hamdolsun tamamlamış olduk. Böylece sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en uzun metro hatlarından birini İstanbul'umuzun ve ülkemizin hizmetine sunduk. Bu yeni hatla güzergâhta bulunan yerleşim birimlerimiz arasındaki seyahat süreleri ciddi oranda azalmıştır. Proje, 25 yılda zamandan 117 milyon saat tasarruf sağlarken ekonomimize 953 milyon avro tutarında katkı yapacaktır. Şu an biri 4,5 kilometre, diğeri 6,3 kilometre uzunluğundaki iki ayrı hattın yapımı devam ediyor. Hatların bitmesiyle Ulaştırma Bakanlığımızca İstanbul'da inşa edilen raylı sistemlerin uzunluğu 191 kilometreye çıkacaktır. Metro hatlarımızın İstanbul'umuz, ülkemiz ve milletimiz için bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum.SAVUNMA SANAYİİSavunma sanayi alanında da boş durmuyoruz. "Altta kalanın canı çıksın" anlayışının egemen olduğu mevcut dünya düzeninde her türlü senaryoya karşı kendimizi hazırlıyoruz. Savunma ihracatında şu anda dünyanın en büyük 11 ülkesiyiz. Diğer alanlarda olduğu gibi askeri gemi inşasında da tarihimizin en parlak günlerini yaşıyoruz. Bugüne kadar dünyanın dört bir tarafına 140'ın üzerinde deniz platformu ihraç ettik. Şu anda 50'den fazla savaş gemisi tersanelerimizde imal ediliyor. 20 Haziran'da Türk denizciliğinin eriştiği gurur verici seviyeye bir kez daha şahitlik ettik. İstanbul'da düzenlediğimiz törende, kendi kabiliyetlerimizle geliştirdiğimiz Hisar sınıfı korveti Romanya Deniz Kuvvetleri'ne teslim ettik. Aynı törende Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemimiz de donanmamızın envanterine dâhil oldu. Böylelikle tarihimizde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç ettik.
Hatırlarsanız, Türksat 3A uydusunu 2008 yılında uzaya fırlattığımızda birileri, hep yaptıkları gibi mütekebbir bir edayla yine bize sataşmışlardı. Projeyi küçümseyerek, projede eksik, hata ve kusur arayarak aslında nasıl bir zihin dünyasına sahip olduklarını da göstermişlerdi.O dönem eleştirilen uydumuz, yıllardır ülkemize hizmet veriyor. Uydu alanında yakaladığımız ivmeyi 2008'den sonra da devam ettirdik. Türksat 4A 2014'te, Türksat 4B ise 2015 yılında uzaydaki yerini aldı. 2021 yılında Türksat 5A ve Türksat 5B'yi fırlatarak aynı yıl içinde uzaya iki uydu gönderebilen nadir ülkeler arasına adımızı yazdırdık. Geçen sene ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat 6A'yı hizmete aldık. Türksat 6A ile birlikte haberleşme uydularımızın sayısı altıya, uzaydaki uydularımızın toplam mevcudu ise 10'a yükselmiş oldu. Göktürk 1 ve 2 uydularımızla ülkemizin uzaydan yer gözlem ve keşif yeteneklerini artırdık. Üç sene önce uzaya gönderdiğimiz İMECE uydusuyla görüntü çözünürlüğü, haberleşme hızı ve manevra kabiliyeti açısından yeni bir eşik açtık. Çevremizdeki hadiselere baktığımızda şunu çok net görebiliyoruz."KENDİ UYDUSUNU ÜRETEBİLEN 11 ÜLKEDEN BİRİYİZ"İçinde bulunduğumuz çağın öne çıkan karakteri enformasyondur, bilgidir. İstisnasız tüm devletler, enformasyon çağına adapte olabilmek için yoğun bir rekabet içindedir. Sadece devletler değil, büyük şirketler de bu alanda söz sahibi olmaya çalışmaktadır. Devletler ve şirketler arasındaki yarışın kıyasıya yaşandığı alanların başında ise uydu teknolojileri bulunmaktadır. Türkiye olarak hak ettiğimiz yeri almanın gayretindeyiz. Şu an kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biriyiz. Farklı ihtiyaçlarımızı giderecek olan İMECE-2 ve İMECE-3 uydularımız ile Göktürk-Y ve Göktürk-3'ün çalışmaları devam ediyor. Türksat 7A projemiz, ülkemizin dijital egemenliğini daha da güçlendirecek ve güvenli haberleşme altyapımızı tahkim edecektir. Şurası bir gerçek ki uydu teknolojileri, ülkelerin güç bileşenlerinde çarpan etkisine sahiptir. İstihbarattan iletişime, savunma sanayiinden haritalamaya kadar pek çok alanda uydular stratejik rol oynamaktadır. "Uzayda izi olanın dünyada sözü olur" düsturuyla hareket eden Türkiye için uydu yeteneklerini geliştirmek, tercihten öte bir zorunluluktur. Her ne kadar ufukları burunlarının dibinden öteye geçmeyenler bizim ne yaptığımızı, nasıl bir vizyonla hareket ettiğimizi anlamasalar da biz doğru bildiğimiz yolda sağlam adımlarla yürümeye devam edeceğiz."İSTANBUL'U KADERİNE TERK ETMİYORUZ"Türkiye'nin gelecek çeyrek asrına, hatta yarım asrına mühür vuracak projelerin hazırlıklarını yürütürken hizmet ve eser siyasetimizi de sürdürüyoruz. Son kabine toplantımızdan bu yana Türkiye'nin ve şehirlerimizin kazanç hanesine yeni yatırımlar eklemenin kıvancını yaşadık. Sultan Fatih'in emaneti aziz İstanbul'u kaderine terk etmiyoruz. İşe geç kalmamak için insanların arabalarında uyumak zorunda bırakıldığı İstanbul'un ulaşım altyapısını geliştirmeye devam ediyoruz. 16 istasyon ve 69 kilometre uzunluğa sahip Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Halkalı Metro Projesi bunlardan biridir. 19 Haziran'da resmî açılışını yaptığımız Halkalı-Arnavutköy kesimiyle bu önemli projeyi hamdolsun tamamlamış olduk. Böylece sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en uzun metro hatlarından birini İstanbul'umuzun ve ülkemizin hizmetine sunduk. Bu yeni hatla güzergâhta bulunan yerleşim birimlerimiz arasındaki seyahat süreleri ciddi oranda azalmıştır. Proje, 25 yılda zamandan 117 milyon saat tasarruf sağlarken ekonomimize 953 milyon avro tutarında katkı yapacaktır. Şu an biri 4,5 kilometre, diğeri 6,3 kilometre uzunluğundaki iki ayrı hattın yapımı devam ediyor. Hatların bitmesiyle Ulaştırma Bakanlığımızca İstanbul'da inşa edilen raylı sistemlerin uzunluğu 191 kilometreye çıkacaktır. Metro hatlarımızın İstanbul'umuz, ülkemiz ve milletimiz için bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum.SAVUNMA SANAYİİSavunma sanayi alanında da boş durmuyoruz. "Altta kalanın canı çıksın" anlayışının egemen olduğu mevcut dünya düzeninde her türlü senaryoya karşı kendimizi hazırlıyoruz. Savunma ihracatında şu anda dünyanın en büyük 11 ülkesiyiz. Diğer alanlarda olduğu gibi askeri gemi inşasında da tarihimizin en parlak günlerini yaşıyoruz. Bugüne kadar dünyanın dört bir tarafına 140'ın üzerinde deniz platformu ihraç ettik. Şu anda 50'den fazla savaş gemisi tersanelerimizde imal ediliyor. 20 Haziran'da Türk denizciliğinin eriştiği gurur verici seviyeye bir kez daha şahitlik ettik. İstanbul'da düzenlediğimiz törende, kendi kabiliyetlerimizle geliştirdiğimiz Hisar sınıfı korveti Romanya Deniz Kuvvetleri'ne teslim ettik. Aynı törende Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemimiz de donanmamızın envanterine dâhil oldu. Böylelikle tarihimizde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç ettik.








